15 EKİM
DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ
Küresel El Yıkama Günü beş kıtada 70’i aşkın ülkede 15 Ekim 2008’den beri
kutlanmaktadır. Burada amaç, tüm dünyada milyonlarca kişiyi ellerini sabunla
yıkamaya özendirmektir. Ellerin sabunla yıkanması, ishal ve grip gibi hastalıkları
önlemenin en etkili ve masrafsız yollarından birisidir. Bu iki hastalık,
her yıl yaklaşık 3.5 milyon çocuk ölümüne yol açıyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2008’i Uluslararası Sanitasyon Yılı (USY)
ilan etmişti. Küresel El Yıkama Günü, USY’nin gelişkin sanitasyon ve hijyen
uygulamaları çağrısını pekiştirici bir yön taşımaktadır.
Çocuklar, etkili sanitasyon imkânlarının olmayışı ve yetersiz hijyenin yol
açtığı hastalıklara son derece açık durumdadır. Dünyada her gün 5 yaşından
küçük 5 binden fazla çocuk ishal yüzünden ölmektedir. İshale yol açan ise,
kısmen, temiz olmayan su, temel sanitasyon olanaklarının bulunmaması ve
yetersiz hijyendir.
Küresel El Yıkama Günü çocuklara ve okullara odaklanmıştır. Okullarında daha
gelişkin hijyen uygulamalarını öğrendikten sonra, çocuklar bu mesajları
evlerine taşıyarak değişimin özneleri olarak hareket edebilirler.
Afganistan’dan Peru’ya kadar, çocuklar, öğretmenler ve ana babalar, ünlü
kişiler, hükümet görevlileri, sivil toplum üyeleri ve özel sektörle birlikte
ellerin sabunla yıkanması konusunda duyarlılık geliştirilmesi için
çalışacaklardır.
SOĞUKTAN DEĞİL KİRLİ ELLERDEN KORKMALI

Havalar serinlemeye başladı, nezle ve grip kapıda. Bugünlerde “üşüttüm ya
da üşütmüşüm” kelimelerini sık duymaya başlayacağız. Üşütme ile
hastalıkları ilişkilendirmek yalnızca nezle ve gribe özgü de değil.
Bu mevsimde nezle ve gribin artmasının sebebi ne soğuk ne de üşütmedir. Nezle
ve gribin üşütme ile bir ilişkisi yok. Hava ne kadar soğuk olursa olsun,
insanlar diğer bir insandan virüs almadıkça kesinlikle nezle ve gribe
yakalanmazlar.
İnsanlar kışın da yaz mevsimindeki gibi yaşasa, kış gelince nezle ve grip
artmaz aksine azalır. Çünkü havaların soğuması, çevre sıcaklığının düşmesi
bakterilerin-virüslerin üremesini yavaşlatır, ömrünü kısaltır. Bu nedenle de
kış aylarında virüslerin hastalık oluşturması da daha zorlaşır. Bu tür
hastalıkların sonbahar ve kış aylarında daha az görülmesi gerekir. Oysa bu
böyle olmuyor. Soğuk aylarda nezle ve grip daha çok görülüyor. Çünkü
okullar bu mevsimde açılıyor, çocuklar zamanlarının hemen tamamını kapalı
mekanlarda geçiriyor ve büyük küçük herkes toplu taşıma araçlarını daha sık
kullanılıyor. Yani soğuk aylarda her yaştan insan zamanının büyük kısmını okul,
kafe, otobüs ve minibüs gibi kapalı mekanlarda geçiriyor. Daha da kötüsü, soğuk
gelmesin diye buraların kapı ve pencereleri sıkı sıkıya kapatılıyor. Havadaki
bakteri ve virüslerin yoğunluğu en üst düzeye çıkıyor. Bu gibi yerler
tanıdık tanımadık insanların bir birine çok yakın olduğu ve birbiriyle en yoğun
virüs alışverişinde bulunduğu yerlerdir.
ELLERİN TEMAS ETTİĞİ YERLERE DİKKAT
Günlük hayatımızda en sık gerçekleştirdiğimiz eylemlerden biri ellerimizi
yıkamamızdır. Oysa 3-4 dakikamızı alan basit gibi görünen bu eylem hayatımızı
kurtarabilmektedir. Çevremizde olduğu kadar insan vücudunda da milyonlarca
mikroorganizma yaşamaktadır. Normal erişkin bir insan elinde temiz gibi
göründüğü durumlarda bile elin 1cm2 alanında; altı bin adet bakteri
bulunabilir.
Toplumumuzun suyla temizlik alışkanlıklarını başka ülkelerle kıyaslayıp temiz
bir toplum olduğumuzdan söz ederiz. Oysa temizliği ile övünen bir toplumun
nasıl olup da genel tuvaletlerinin bu kadar kirli olduğunu açıklayamayız.
Üstelik bu tuvaletleri kullandığınızda birçok kişinin elini yıkamadan
çıktığını, elini yıkayanların da çoğunlukla sabun kullanmadığını
gözlemlemişsinizdir.
Tuvaletlerden bulaşabilecek mikroplara karşı uygun tekniklerle el yıkamak son
derece etkili olduğu gibi üst solunum yolu enfeksiyonları, grip gibi
hastalıklara neden olabilen virüslerden de korunmanın en basit yolu el
temizliğidir. Çoğumuz öksürürken mendil kullanmak yerine ağzımızı elimizle
kapatır ve avucumuzun içine hapşırırız. Aynı havayı soluduğumuz diğer kişilerin
hastalanmaması için yaptığımız bu davranış sonrasında da aynı insanlarla
tokalaşarak ayrılırız. Sonuçta elimizi bir hastalık bulaştırma aracı olarak
kullanmış oluruz. Grip virusları ellerde saatlerce canlı kalabilir. Bu
nedenle el yıkama ayrı bir önem kazanmaktadır.
Öksüren hapşıran ve ateşi olan insanlar kesinlikle okula, işe, kalabalık
yerlere gitmemeli, otobüs ve metroya binmemelidir. Özetle evlerinden
çıkmamalıdır. Hasta insanlar. İşe-okula değil doktoruna gitmelidir. Böylece hem
kendisi, daha ağır bir hastalığa dönüşmeden ve çok daha kısa sürede grip ve
nezleden kurtulur, hem de başkalarına virüs bulaştırmamış olurlar.
Öksürme ve hapşırma sırasında, ağız burun kol ile kapatılarak kesinlikle çıplak
el ile kapatılmamalıdır. Ellerin bir virüs yayıcı olması önlenmelidir. Virüsle
kirlenmiş ellerle tokalaşmak, kapı kollarına, asansör, bankamatik düğmelerine
dokunmak dokunulan her yerin virüs ile kirlenmesine hastalığın yayılmasına
neden olur. Nezle ve grip açısından, alışveriş merkezlerindeki, okullar ve
işyerlerindeki kapı kolları, asansör düğmeleri, tırabzanlar, bankamatik
düğmeleri insanlar arası virüs alışverişinde çok önemli bir rol oynuyor. Bu
nedenle hasta olanların buraları kirletmemeye dikkat etmesi, buralara
dokunanların, elini ağzına burnuna götürmemesi, el temizliğine dikkat
etmesi çok önemlidir.
Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en kolay ve etkili yolu el yıkamadan geçmektedir.
Üstelik uygun teknikle yıkanmayan ellerde bakteriler yaşamaya devam etmekte ve
hastalığa neden olabilmektedir. Sağlığın korunmasında el yıkamanın önemi hemen
herkes tarafından çok iyi bilinmekle birlikte, yine hemen herkes tarafından
ihmal edilmektedir.
Kendi sağlığımız ve toplum sağlığı açısından doğru el yıkar ve bu alışkanlığı
çevremize de kazandırabilirsek gıda zehirlenmeleri ve bulaşıcı hastalıkların
önüne geçebilmek adına büyük bir adım atmış oluruz.
Prof.Dr. Mustafa TAYAR
Uludağ Üniversitesi
Veteriner Fakültesi
Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü