28 Aralık 2017 Perşembe

TARIM DÜNYASI'NDAN & TARIMDA 2017'DE NE OLDU?.. Ali Ekber YILDIRIM

TARIM DÜNYASI'NDAN & TARIMDA 2017'DE NE OLDU?..
Ali Ekber YILDIRIM,  aey@dunya.com - 28 Aralık 2017
Bir yılın daha sonuna geldik. Savaşlar, terör olayları, gerginlikler, kutuplaşma, iklim değişikliği, hızla artan otoriterleşme dünyayı her geçen gün yaşanmaz hale getiriyor.
Bu yılın son yazısında 2017'ye damgasını vuran gelişmeleri özetliyoruz:
1- Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2017 yılının ilk 9 aylık döneminde Türkiye ekonomisi yüzde 7.4 büyürken, aynı dönemde tarım yüzde 3.3 büyüdü. Yılın üçüncü çeyreğinde fark çok daha büyük. Üçüncü çeyrekte ekonomideki büyüme yüzde 11.1 ile rekor kırarken, tarımdaki büyüme sadece yüzde 2.8 oldu.
2- Tarımsal destekleme bütçesi 2017 yılı için 12.8 milyar lira olarak belirlendi. Son 7 yılda olduğu gibi 2017'de de tarım desteklerini ilk olarak DÜNYA gazetesinde yayımladık. 5 Haziran 2017'de açıkladığımız destekler, 18 Ağustos 2017 tarihli Resmi Gazete'de aynen yayınlanarak yürürlüğe girdi. Destekler ilk kez bu kadar geç açıklanmış oldu.
3- Milli Tarım Politikası 1 Ocak 2017 itibariyle uygulamaya konuldu. Bitkisel üretimde havza bazlı destekleme modeli ile 941 havzada belirlenen 21 ürün desteklendi. Destek ödemeleri iki taksitte ödendi. Hayvancılıkta ise "yetiştirici bölgesi" besi bölgesi" ile "süt ve sanayi bölgesi" oluşturularak destekler farklılaştırıldı.
İthalatın altın yılı
4- Tarımda ithalatın "altın yılı" olarak tarihe geçecek olan 2017'de gıda fiyatlarının düşürülmesi ve enflasyonla mücadele programı çerçevesinde hububat, bakliyat, yem hammaddeleri, canlı hayvan ve kırmızı ette gümrük vergileri düşürüldü veya sıfırlandı.
5- Canlı hayvan ve kırmızı ette Et ve Süt Kurumu'na, hububat ürünlerinde Toprak Mahsulleri Ofisi'ne sıfır gümrükle ithalat yetkisi verildi.
6- Hububatta hasat başlarken, 27 Haziran 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile yüzde 130 olan gümrük vergisi buğday ithalatında yüzde 45'e, arpada yüzde 35'e, mısırda ise yüzde 25'e düşürüldü. Aynı gün canlı büyükbaş hayvan ithalatında gümrük vergisi yüzde 135'ten yüzde 26'ya düşürüldü. Karkas ette ise yüzde 100 ile yüzde 225 arasında değişen gümrük vergisi oranı yüzde 40'a düşürüldü. Besilik hayvan ithalatında daha önce gümrük vergisi yüzde 60'tan 10'a indirildi.
7- Bakanlar Kurulu'nun 22 Kasım 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararlarıyla yağlı tohumlar, tıpta kullanılan bitkiler, saman ve kaba yemi de kapsayan ürünlerle hayvan yemlerinde gümrük vergisi oranları yeniden belirlendi. Kaba yem ve kepek türlerinde gümrük vergisi sıfırlanırken, bazı ürünlerde yüzde 10, bazılarında ise yüzde 20'ye indirildi.
8- Resmi Gazete'nin 2 Aralık 2017 tarihli sayısında yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile nohut, kuru fasulye, barbunya ve börülce türlerinin ithalatında da gümrük vergisi sıfırlandı. Uygulama 1 Haziran 2018'e kadar sürecek.
Bakan değişince politika da değişiyor
9- Bakanlar Kurulu'nda yapılan değişiklik kapsamında temmuz ayında Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik görevi Ahmet Eşref Fakıbaba'ya devretti. Her bakan değişikliğinde olduğu gibi, üst düzey bürokratlar ve tarım politikasında değişiklikler oldu.
Fakıbaba hem kadroyu hem de politikayı değiştirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "halk ucuz et yesin" talimatı doğrultusunda kırmızı ete odaklandı. Et ithalatının 3 yıl daha devam edeceğini açıkladı. Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı daha da artırıldı. İki market zincirinde "ucuz et" satışına başlandı.
10- Tarım sektöründe verilen kredilerin yüzde 60'ını tek başına karşılayan, tarım desteklerinin çiftçiye ulaşmasında ve daha pek çok tarımsal hizmeti olan Ziraat Bankası Varlık Fonu’na devredildi.
11- Geçen yıl olduğu gibi 2017'de de Rusya ile domates krizinin yankıları devam etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hemen her görüşmesinde domates konusu gündeme geldi. Rusya'nın Türkiye'ye uyguladığı ambargoya karşı, Türkiye'de Rusya'dan aldığı 6 tarım ürününü Dahilde İşleme Rejimi kapsamı dışına çıkararak ithalatı fiilen durdurdu. Domatese karşı buğday kozunu kullanan Türkiye, 45 gün sonra bu engellemeden vazgeçti. Rusya'nın domates ithalatına yasağı ise yılın son dönemine kadar devam etti. Rusya, ekim ayında 3 firmaya 50 bin ton domates ithalatı için izin vermesi ile kriz aşıldı.
Piyasalara müdahale edildi
12- Toprak Mahsulleri Ofisi 8 yıl aradan sonra fındık piyasasına müdahale etti. Bakanlar Kurulu tarafından ilk kez 2006-2007 sezonunda fındık almakla görevlendirilen Ofis, üç sezon üst üste fındık aldıktan sonra piyasadan çekildi. Bu sezon fındık fiyatının düşmesi ile tekrar fındık almakla görevlendirildi. Ayrıca, TMO, ilk kez Ege Bölgesi'nde kuru üzüm alımı ile görevlendirildi. Et ve Süt Kurumu'nun kırmızı et ve süt piyasasına müdahalesi sürdü.
13- Türkiye’de genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) üretimi ve gıdada kullanımı yasak olmasına rağmen Adana'da üretilen ekmekte GDO tespit edildi.
14- Türkiye 5 yıl aradan sonra 2017'de tekrar saman ithal etti.
15- Cumhuriyet Halk Partisi, ülkenin değişik bölgelerinde tarım toplantıları yaparak ürün bazında çiftçilerin sorunlarını gündeme taşıdı. Ordu'dan Giresun'a kadar yapılan fındık yürüyüşü ise büyük yankı uyandırdı.
16-Malatya kayısısı Avrupa Birliği'nden coğrafi tescil aldı.
17- Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018-2022 Stratejik Planı'nı yayınladı.
18- Zeytin sahalarını madencilik yatırımları ve imara açacak olan yasa tasarısı 7. kez Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde reddedildi.
19- Dünyanın en büyük zeytinyağı müzesi, "Köstem Zeytinyağı Müzesi" İzmir Urla'da açıldı.
20- Antalya'da yaşanan hortum, milyonlarca lira zarara neden oldu.
21- Dünyanın en büyük traktör üreticilerinden Mahindra yüzde 100 yerli olan Erkunt Traktör'ü satın aldı.
22- Çin'in kimya devi ChemChina dünya tohum devlerinden İsviçre merkezli Syngenta'yı satın aldı.
23- Şeker Kurumu ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu kapatılarak Tarım bakanlığına devredildi.
24- Yol hikayeleri ile Anadolu’nun sesi olan Tayfun Talipoğlu yaşama veda etti.
Sağlık, mutluluk ve barış dileklerimizle yeni yılınızı kutlarız.

27 Aralık 2016 Salı

ESRAR’ın (MARİJUANA) ham maddesi, dünyanın (iktisat, sanayi, tarım, çevre, endüstri yönünden) en yararlı bitkisi: KENEVİR hakkında çok ilginç/çok enteresan 18 temel bilgi

ESRAR’IN (MARİJUANA) HAM MADDESİ OLAN KENEVİR HAKKINDA
ÇOK İLGİNÇ & ÇOK ENTERESAN 18 BİLGİ‏!..
Dünyanın En Önemli Endüstriyel Bitkisi İken; Bazı ülkeler ile özellikle Türkiye Cumhuriyetinde Üretimi Yasaklanan Kenevir Hakkında 18 Çok İlginç Bilgi:
Kenevirin üretimi ve satışı, dünyanın bazı ülkelerinde tamamen yasaklıdır; bazılarında ise kısıtlı olarak yapılabilmektedir. Türkiye de, kenevirin yasaklı olduğu ve uyuşturucu sınıfında yer aldığı ülkelerden biri. Dolayısıyla kenevir deyince, sizin de aklınıza sadece “marijuana” geliyor olabilir; üzülmeyin çünkü suç sizde değil.
Peki eski tarihlerde üretimi yaygın olan ve hatta Amerika’da üretimini yapmayan çiftçilerin hapse atılmasına neden bu bitki, niçin bizim düşmanımız? Kenevir bize ne etti? Bu sorunun cevabını vermeden önce, kenevirin hiç bilmediğiniz faydalarına bir bakalım:
Neden yasaklandığı yazının en altında açıklanıyor okuyunuz
1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.

2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaça eş kağıt üretilebilir.

3. Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.

4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda…

5. Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.

6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.

7. Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.

8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “kanvas” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir. Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.

9. Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.

10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.

11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.

12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.

13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.

14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur.

15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir.

16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur.

17. Sayısız faydası olan kenevir, bir zamanlar dünyanın en önemli üretim bitkilerinden biriydi ama bugün, üretimi yasak.

18. Hatta Amerika’da 18. yüzyılda üretimi zorunluydu ve üretmeyen çiftçiler hapse atılıyordu. Ancak durum şimdi tam tersi.
Nedenini ise, şu bilgiler ışığında anlamak hiç de zor değil:
-W. R. Hearst, 1900’lü yıllarda Amerika’da gazete, dergilerin ve medyanın sahibiydi. Ormanları vardı ve kağıt üretiyordu. Eğer kenevirden kağıt yapılırsa, milyonlarını kaybedebilirdi.
-Rockefeller, dünyanın en zengin adamıydı. Petrol şirketi vardı. Bio yakıt olan kenevir yağı da, elbette onun en büyük düşmanıydı.
-Mellon, Dupont şirketinin ana hissedarıydı ve petrol ürünlerinden plastik üretmek için patente sahipti. Ve kenevir endüstrisi, onun pazarını tehdit ediyordu.
-Sonra ise, Mellon ABD Başkanı Hoover’in hazine bakanı oldu. Bu bahsettiğimiz büyük isimler yaptıkları toplantılarda, kenevirin bir düşman olduğuna karar verdiler. Ve onu ortadan kaldırdılar. Medya aracılığıyla, marihuana sözcüğüyle birlikte keneviri, insanların beynine, zehirli bir uyuşturucu olarak kazıdılar. Kenevir ilaçları piyasadan çekildi, bunun yerini bugün kullanılan kimnyasal ilaçlar aldı. Kağıt üretimi için, ormanlar katledildi. Tarım ilaçları ile zehirlenme ve kanser arttı.
Ve derken dünyamızı plastik çöplerle, zararlı atıklarla donattık…
İnsanoğlu, doğayı tüketmenin bir yolunu her zaman bulur ne de olsa; değil mi?
Yararlanılan Kaynak: İndigo Dergisi // [status publish]  [geotag on]  [publicize off|twitter|facebook]  [category istihbarat]  [tags NARKOTİK DOSYASI, ESRAR, HAM MADDE, KENEVİR, İLGİNÇ BİLGİ]
Digi.Security@isnet.net.tr - NARKOTİK DOSYASI :

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Hümik Asitlerin Türkiye'de Gelişimi "TURKCHM DERGİ" & STD - GENEL MERKEZ

Hümik Asitlerin
Türkiye'de Gelişimi
"TURKCHM DERGİ"
Hümik asitlerle ilgili ilk araştırmalar 19. yüzyılda başlamasına karşın ülkemizde 1977’li yıllarda başlamıştır (1). Türkiye’deki linyitlerin hümik asit içerikleri de (2) incelenmiştir. Değişik bölgelerdeki linyitlerin hümik asit içeriği % 0-48 arasında değişmektedir. En eski Zonguldak yatağı değeri (taş kömürü) 0 olarak bulunmuştur. Genç kömürlerde ise hümik asit miktarları yaşa bağlı olarak değişmektedir. 1980 tarihinden itibaren ülkenin hümik asit ihtiyacı ithalat yoluyla karşılanmıştır. %12-15 hümik asitle suyu uçurularak üretilen katı Potasyum humat ve leonardit olarak üç şekilde ithal edilmekteydi. 1996 yılında Delta Tarım Kimyasalları Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak araştırmaya başlandı.1997 yılında ilk sıvı %12‘lik hümik asit piyasaya sürüldü. Bu tarihlerde hümik asitler ilaç sınıfına sokulmuş ve Tarım Bakanlığı izni ile üretilmekteydi. Hümik asitler için değişik rivayetler söyleniyordu. Hormon olduğunu söyleyen de vardı, köklendirici, bitki besleyici özellikleri de ispatlanmıştı. Ayrıca toprak düzenleyici olarak da bilinmekteydi. 2000’li yıllarda ilaç sınıfından çıkarılarak gübre yardımcısı sınıfına dahil edildi. Aynı yıllarda yönetmelik değişikliğine gidildi. Leonardit lignin ve selüloz esaslı bitkilerin havasız ortamda basınç, sıcaklık etkisiyle bozunması sonucu ortaya çıkan hümik asitçe zengin genç linyite verilen isimdir. Genellikle 1-2 milyon yaşlarındaki leonardit hümik asit kaynağı olarak kullanılmaktadır. Başka kaynak yoktur.

Her ne kadar zeytinyağı atığı (3) pirina da fulvik asit olduğu iddia edilse de ispat edilememiştir. Ayrıca, 2003 yılında TS 5869 ISO 5073’te kömürde ve linyitte hümik asitlerin tayini yöntemi değiştirilerek aynı numara ile titrasyon yöntemine geçilmiştir. Bu iki TS’de linyitte uygulanmak için geliştirilmiştir. Bu da büyük bir kaosa neden olmuştur. Yeni yöntem organik moleküllerde –COOH karboksil grubunun analizine uygulanan bir yöntemdir. Hümik asitlerde –COOH grubu bulunmaktadır. Fakat diğer birçok ticari maddelerde de bu grup bulunmaktadır. Nitekim, protein ağırlık şlempe, lignin sülfonatlar, karboksil metil selüloz da bu yöntem uygulandığında hümik asit gibi tepkime verirler. Sonuç alarak bazı firmalar şlempeyi bitkisel kökenli %30’a varan derişimde hümik asitleri piyasaya sürmektedirler.
Keza, KOH ile işleme sokulan ligno sülfonatlar da benzer isimler altında pazarlanmaktadır. Kullanıcılar, sonuç alamadığı içinde piyasadaki hümik asitlerin güvenilirliği kalmamıştır.

Ayrıca, ülkemizdeki leonardit yataklarından üretilen hümik asitler %9-10 derişimde elde edilebilmektedir. Yönetmelikte ise (4) en az %12 olması istenmektedir. Birçok firma bu eksikliği şlempe ve ligno sülfonatla karşılamaktadır. Bu da ayrı bir olumsuz örnektir. Sonuç olarak, güvenilir bir analiz yöntemi uygulamak zorunludur. Ayrıca fulvik asit içinde bir yöntem geliştirilmelidir.

Analiz Yöntemleri:
Analitik kimyanın genel kurallarından bir tanesi, ppm (milyonda bir) seviyesinde ölçümlerde aletsel analiz yöntemleri uygulanır. Spektrometre ile elektrokimyasal yöntemler gibi. Numune miktarında limitler yoksa ve analiz edilecek miktarda %1 ve daha fazla ise Gravimetrik, Volumetrik gibi yöntemler kullanılır.

Linyit kahverengi turba vs. üretilen hümik asitlerin miktarında limit söz konusu olmadığına göre Gravimetrik yöntem veya volumetrik yöntemler kullanılabilir. Nitekim 2003 tarihli TS 5869 volumetrik yöntem uygulama esasına göre geliştirilmiştir. Fakat diğer girişim yapan maddeler göz önüne alınmamıştır. Girişim yapan diğer –COOH içeren gruplar için maskeleme yöntemi uygulanmalıydı. TS 5869 2003 yılından önce uygulanan yöntemde ise Gravimetrik uygulanmaktaydı ve yöntemde diğer maddelerin girişim yapması söz konusu olmamaktadır.

Hümik asitlerin analiz yöntemlerinin karşılaştırılması (5) yapılmıştır. BaCl2 (Baryum Klorür) ve HCI (Hidroklorik asit) metodu olarak tanımladıkları yöntemin etiket değerleri ile yüksek uyum gösterimi bulmuşlardır.

Bu yöntem American Colloid Company ve California De partment or Foodant Agriculture tarafından uygulanmaktadır. Aynı yöntem Delta Tarım Kimyasalları San. ve Tic. A.Ş. kalite kontrol laboratuvarında 18 yıldan beri uygulanmaktadır. Yöntemin uygulanması şöyledir.

Sıvı Hümik Asitler:
25 ml numune 100 ml behere alınır, %10 HCI çözeltisi ile tam çökme sağlanana kadar ilave edilir. Katı kısım sıvı kısımla beraber Şekil 1’de görünen buhner hunisine aktarılır vakum uygulanarak süzme tamamlandıktan sonra 2-3 defa saf su ilave edilerek tekrar süzülür. Huni çıkarılarak süzgeç kağıdı 90oC’de 2-3 saatte sabit tartıma getirilir katı kısım 2 haneli terazide tartılarak ağırlığı ölçülür. %HA =W1x4’tür.
İkinci bir 25 ml numune 100 ml’lik behere alınır. %10’luk BaCl2 çözeltisiyle çökelti çöktürülür. Şekil 1’deki gibi vakumlu düzenekte süzülür. 2-3 defa saf su ile süzülerek safsızlıklar uzaklaştırılır süzgeç kağıdı 90oC’de tartıma gelene kadar ısıtılır. Süzgeç kağıdından alınan kat 2 haneli hassas terazi tartılır.

HA + FA = W2 X 0,937 X 4
FA% = W2 – W1’dir.

Böylece ülkemizde büyük sorun olan fulvik asit miktarı da belirlenmiş olur. Burada tek hata kaynağı bazit ortamda çözünen çok az kil miktarının olmasıdır.

Leonarditte HA ve FA Oranları:
15-20 gram linyit kurutulduktan sonra tartılır 200 ml beherde %10’luk NaOH’ten 20 ml ve 200 ml saf su ile 80-90oC’de 2 saat kaynatılarak çözülür santrifüjle katı, sıvı ayrılarak sıvı kısım alınır. Yukarıda tarif edildiği 25 ml alınarak BaCl2 ile ve diğer bir 25 ml alınarak HCI asitle çöktürülerek analizi yapılır.

Katı K-Humat Analizleri:
Nemi uçurulmuş 20 gram katı K-Humat alınır, 100 ml’lik beherde saf su ile çözülür, BaCl2 (Baryum Klorür) ve HCI (Hidroklorik asit) ile çöktürülerek analizleri yapılır. Bu yöntemde hem şlempe hem de ligno sülfonatlar çökmediği için sahte hümik asitler kolayca fark edilir. Çok daha basit tanıma kokularından da yapılabilir şlempenin ağır bir kokusu vardır. Ligno sülfonatın kokusu fazla keskin
değildir. Yani hümik asiti tanıyan bir uzman kokuyla bile ayırt edebilir.

Sonuç:
Basit bir deneme de bu sahteciliği önlemekte kullanılabilir. Çay bardağınızın yarısına kadar hümik asit olduğu iddia edilen üründen konulur. Herhangi bir bakkalda satılan tuz ruhu (10-15 % HCI’dir) alınarak ilave edilir. Çökme varsa gerçek hümik asittir eğer çökme yoksa sahtedir. Denetimlerin ve seçilen analiz yöntemlerinin uygun olmaması nedeniyle ürün sahteciliği ülkemizde fazlasıyla yaygınlaşmıştır.
Bunu önlemenin en iyi uygun yolu ise doğru analiz yöntemlerinin kullanılması ve ilgili yönetmeliklerde gerekli değişikliklerin yapılmasıdır.

STD'NİN KURUCU BAŞKANI: MERHUM AŞKIN SÜRMELİ'NİN TÜRK TARIMINA KAZANDIRDIĞI ÖNEMLİ VE DEĞERLİ BİR ÜRÜNDÜR. 

İlgili İçerik

16 Mayıs 2016 Pazartesi

DÜNYA "ÇİFTÇİLER GÜNÜ" KUTLU OLSUN. HAMDİ DAĞ, STD BAŞKANI

DÜNYA TARIM YOLUNDA, TÜRKİYE İSE TERS YÖNDE İLERLİYOR!
Dünya Çiftçiler Günü’nde “dünya” nüfusu tarıma yönelirken Türkiye’de üreticiler tarımdan vazgeçiyor. En önemli neden ise gelir düzeyinin düşüklüğü.
Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü. Bugün 79 ülkeden 120 tarımsal kuruluşu temsil eden Uluslararası Tarımsal Üreticiler Federasyonu’nun (IFAP) 1946 yılındaki kuruluşunun yıldönümü olan 14 Mayıs itibariyle Türkiye’de üreticilerin profilini tarlasera inceledi.
15 milyon kişi tarımdan geçiniyor
2016 itibariyle Türkiye’de geçimini tarım ile sağlayan nüfus yaklaşık 15 milyon. Bu, toplam ülke nüfusunun yüzde 19,8’unu oluşturuyor. Tarımsal nüfusun yüzde 49’unu kadın yurttaşlar oluşturuyor.
Aileleriyle birlikte üretici nüfusu böyleyken, mesleki anlamda üretici olarak kabul edilen nüfus toplam nüfusun yalnızca yüzde 3’üne denk geliyor. Buna göre Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı olan kişi sayısı 2,2 milyon.
Üretici tarımdan vazgeçme eğiliminde
Türkiye'de 2000’li yılların başından itibaren 2,7 milyonluk bir nüfusun tarımdan uzaklaştığı görülüyor. Aynı süreçte dünya genelinde tarımsal nüfusun yüzde 2 arttığı göz önüne alınırsa Türkiye’de görülen bu “tarımdan vazgeçme” eğilimi düşündürücü.
İstihdam payı gelire yansımıyor
Türkiye’de sektörel işgücü dağılımının yüzde 25,5’ini kapsayan tarımın istihdam içindeki payı ise 22,3. Buna karşın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla içinde tarıma düşen pay yüzde 6’da kalıyor. Diğer sektörlerle karşılaştırıldığında tarımdan geçinmenin daha zor olduğu göze çarpıyor.
Üreticinin yıllık ortalama geliri 13 bin TL
2014 itibariyle tarımda ücretli ve maaşlı olarak çalışanlar yılda ortalama 13 bin 126 TL gelir elde ediyor. Tarım sektöründe işveren olarak çalışanların yıllık ortalama geliri 13 bin 399 TL olarak hesaplanırken, bu oran yevmiyeli olarak çalışanlarda ise yılda 4 bin 772 TL’de kalıyor.
Eğitim düzeyi gelirle doğru orantılı
Tarım sektöründe çalışanların yüzde 67,8’i lise altı düzeyde eğitim durumuna sahip. Lise ve üniversite mezunu üreticilerin oranı ise 7,1. Tarım sektöründe gelir düzeyi ile eğitim düzeyi arasında da bir ilişki olduğu seziliyor. Okur-yazar olmayan tarımsal nüfusta kişi başına yılda ortalama 6 bin 939 TL gelir düşerken, lise ve üzeri eğitim düzeyindeki bir tarım çalışanı ise yılda ortalama 18 bin 906 TL kazanç sağlıyor.
1 milyon üretici traktörsüz
Üretici nüfusu 2,2 milyon olarak kabul edildiğinde Türkiye’de üretici başına yaklaşık 11 hektar tarım arazisi düşüyor. Geçimini tarımla sağlayan kişi başına düşen tarım arazisi ise ortalama 1,6 hektar. Son yıllarda hızla artan traktör nüfusuna karşın Türkiye’de henüz traktör sahibi olmayan 1 milyona yakın üretici bulunuyor.